Haziran, 2008 için Arşiv

Hiçbir zaman Görüşleri kitlelere aktarılamayan Sultan o, 3. Dünya Devrimci anlayışının,sömürülen halkların,ezilen doğu halklarının Sultanı o.
Türkiyenin adını Attila İlhandan duyduğu 3. dünya devrimciliği Anlayışının babası Sultan Galiyevi yine Attila İlhanın dizeriyle anmak istiyorum.

Bana bir şimşek çak
ortalık fena karanlık
yüreğim örtülüyor
ağır bir dalgınlığa genişliyorum
durmadan deÄŸiÅŸen o mevsimde
dağlarda kalın
omuz omuza bulutlar
çok fena kalabalık
ellerim çıplak
bana bir şimşek çak
kötü bir tuzaktayım
bilmem ne yapsak
aklımda fikrimde onlar
yaşlı ve genç
erkek ve kadın
korkularıma tutsak

bana bir şimşek çak
içim içime sığmıyor artık
vahim bir çağrışımdan
daha vahimine atlamaktayım
bana bir şimşek çak
belki fena halde
yanılmaktayım
o ince kız çocuğu
gün doğmadan her sabah
bir hapisaneden bir nezarethaneye
kelepçeli götürülüyor
dudakları titrek
gözlerinde buğu
bilmem ki nasıl anlatayım
bağışlanmaz suçu dünyayı sevmek
bir de o
adını bile bilmediği
kıvırcık saçlı’devrimci’öğrenciyi
fakülte kapısında vurulmuş
yağmurun altında
çıplak
bana bir şimşek çak
çok yanlış anlaşılmaktayım

hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor
içimdeki zemberek
boşandı boşanacak
yaşamak mı gerek
yoksa unutmak mı
şaşırmaktayım
galiyef yoldaÅŸ ne olacak
galiyef yoldaş sibirya sürgünü
sanki yalın bir bıçak
kayarak
bir kırlangıç hızıyla
bulutların arasından
karanlığın böğrüne saplanacak

galiyef yoldaÅŸ ne olacak
galiyef yoldaş sibirya sürgünü
elinde bir mektup eski yazıyla
artık yüzünü bile unuttuğu
karısından
burnunda sadece kokusu var
ilkbahar kadar müşfik
sonbahar kadar yumuÅŸak
galiyef yoldaÅŸ ne olacak
avrasyada hala mazlumların uğultusu
kısa bozkır atlarının nallarından
gizli kıvılcımlar ki etrafa saçılıyor
azadlık mermileridir
çekirdekleri çelik
cehennem gibi sıcak

bana bir şimşek çak
sala veriliyor görünmez minarelerden
izmir de istirdat ı yaşamaktayım
bir yangın soluğu sokak içlerinden
kordonboyunda muzaffer atlılar
fahrettin paşanın süvarisi
bana bir şimşek çak
yolumu aydınlatacak
gazi’nin gözlerinden
mavi bir ÅŸimÅŸek
kuva-yı milliye mavisi
aynı emaneti taşımaktayım
‘hürriyet ve istiklal benim karakterimdir’
çünkü hain sinsi ve korkak
aynı düşmana karşı
savaşmaktayım

Etiketler: , , ,

Sultan Galiyevin doğum yıldönümüne bir aydan daha az zaman kalmışken Sultan Galiyevin Türkiye üzerine yazmış olduğu düşüncelerini paylaşmak istedim.

Ezilen Emekçi halkların Kızıl Sultanını Saygıyla anıyorum.

Bu ülkede olup bitenler, çilekeÅŸ Türk Ulusu’nun en azılı düşmanlarınca dahi yakından bilinmektedir. Bu ülkede yeni baÅŸtan saÄŸlıklı bir ulusal canlanma baÅŸlamaktadır. Bu sürece inanmayanlar veya kuÅŸku ile bakanlar, sonuçlarını kendi içlerinde denemiÅŸ oldular. Türkiye’nin ulusal kalkınmasına gönül vermiÅŸ olan Türk işçi ve köylülerinin, ilerici Türk aydılarının süngüleri gereken kiÅŸilere gereken derslerini vererek nasıl düşünmek gerektiÄŸini öğrettiler.

EÄŸer 400 yıl önce Rus Çarları, Kazan’ı, Kuzey Türklüğünün bu kalesini düşürmeyi ve yalnız Tatar savaşçılarının üzerinden geçerek DoÄŸu’ya ilerlemeyi baÅŸarmışlarsa, bugün için de Batı Avrupalı emperyalistler yine DoÄŸuya doÄŸru kendilerine yol açabilmek için Güney Türkler-Osmanlıları yenmek zorundalar.

Batılı Halkların doÄŸuya yayılmaları öncesinde, Türkiye, onların çılgınca saldırılarına maruz kalmadı mı? Batılı halklar, Asya ve Afrika’daki durumu gerçek anlamda kontrol altına alabilmek için Türk-Osmanlı savaşçılarının cesetleri üzerinden geçmek zorundalar.

Kazan’ın Rus saldırıları karşısında düşüşu de bir gün içersinde gerçekleÅŸmiÅŸ deÄŸildir. Ruslar buraya onlarca kez saldırdılar. Tataristan’ın iÅŸgaline kadar, dönemin iki kuzeyli devi; Moskova ile Kazan arasındaki mücadele, on yıllar boyunca sürüp gitti. Bu zaferi saÄŸlama almak, galip taraf için pek kolay olmadı. Yenilenler ile yeneler arasında acımasız katliamlar ve kıyımlarla dolu bir gerilla savaşı, on yıllarca devam etti. Bundan sonra, yenilenlerin azimleri kırıldı.

Türkler’i zayıflatmak, Balkanlar’ı, Mısır’ı, Arabistan’ı, Mezopatamya’yı Türklerin ellerinden almak için mücadele vermek zorunda kaldı. Avrupalı hükümdarlara Türkiye’yi sindirmek nasip olmadı. Olmayacaktır da..

Türkiye yaşıyor ve yaşayacaktır.

Türkiye yalnız yalnızca kendisi yaÅŸamakla yetinmeyecek ve Avrupa tarafından zorla kopartılmış olan kendi eski parçalarına ve geri kalan tüm Orta DoÄŸu’ya da hayat verecektir.

Sultan Galiyev

Etiketler: , ,

Sultan Galiyev hakkında bilgilenmek adına özgün yeni bir makaleye rastladım aydınlatıcı olması dileğiyle.

Sultangaliyev Kimdir?

Tatar halkının ve tüm Türk Dünyasının gurur ve iftihar kaynağı Büyük önder Mirseyit Sultangaliyev’in Stalin’in cellâdı, KGB (GPU Gizli Rus İstihbarat Servisi) ajanı Beria tarafından iÅŸkence ile öldürülmesine 28 Aralık 2006′da 66 yıl doldu. Böylece Gürcistan Yahudi’si Beria, Rusya Ekim İhtilalinde Lenin’den sonra İkinci önder olarak sayılan Mirseyit Sultangaliyev’i öldürmekle Siyonistlerinin öcünü almak istedi. Aslında Yahudiler, Rus çoÄŸunluÄŸunun himayesi altında, Müslüman Türk rekabetinden kurtulmak için her türlü pis oyunlarını oynamak istediler. Ama amaçlarına ulaÅŸamadılar. Siyonistler. Mirseyit Sultangaliyev, Ekim İhtilaline inanmış komünist olarak aktif katıldı ve kendi idealine içten baÄŸlı kaldı. Ne var ki, Rus, Yahudi, Ermeni ve Gürcü komünistlerinin yönetici kesimi, Tatar-Türk-Müslümanyöneticilerini çekemediler.

Burada bir olayı örnek olarak sayın okuyucularımıza sunsak, acı tabloyu açık görürüz. 1920–1921 yıllarında İdil-Ural bölgesinde (Tataristan, BaÅŸkurdistan cumhuriyetlerinde) hüküm süren dehÅŸetli açlığı misal olarak getirsek acı gerçeÄŸi görürüz. İki yıl süren o açlıkta 600 000 (altı yüz bin) Tatar-BaÅŸkurt ölmüştü. Mirseyit Sultangaliyev, o açlıkta Lenin, Stalin ve Trotski üçlüsünün Amerika’nın Tatar-BaÅŸkurt halkına yiyecek gönderme önerisini kesinlikle geri çevirmelerine tanık olmuÅŸtu. İşte bu olay, Sultangaliyev’de ruhsal devrim yaptı. Sultangaliyev, Rus, Yahudi, Ermeni ve Gürcü önderlerinin ihaneti (hainliÄŸi)ne karşı reaksiyon (tepki) olarak Türk-Tatar Müslüman halklarının Batılıların çizmesi altında ezilmesine karşıisyan bayrağını kaldırdı.

1921 yılında vuku bulan bu devrim, böylece, yeni dönemin baÅŸlangıcı oldu. Sultangaliyev, Rus komünist partisinden çıkarılsa da, önceki hizmetleri göz önünde tutularak, tekrar partiye alındı, ama kendi ideolojisinin temelinde yatan ilkesinden vazgeçmedi. O kutsal ilkeye göre Batı’nın (Hıristiyan âleminin) proleter sınıfı da, DoÄŸu’nun (İslam âleminin) düşmanıdır, zira Batı’nın Proletaryası ile kapitalisti, İslam dünyasının aynı derecede düşmanıdır. Bu ilke tüm İslam âlemini etkisi altına almıştı. Cezayir, Pakistan, Mısır kurtuluÅŸ hareketlerinin önderleri, Sultangaliyev’ten örnek aldılar. Rus Komünist Partisi Merkez Komitesi, Sultangaliyev hareketini ortadan kaldırma yolunda her çeÅŸit terörü uygulamaya giriÅŸti. Nihayet 1940 yılının sonunda Sultangaliyev, Stalin’in Yahudi uÅŸağı Beria tarafındanhunharca öldürüldü.

Sultangaliyev ideolojisi, Türkiye’mizde de araÅŸtırma konusu oldu. Åžimdiye kadar rahmetli Aclan Sayılgan, Attila İlhan ve genç kuÅŸak mensupları, Sultangaliyev hakkında yazıyorlar. Bu satırların yazarı da, 2002 yılının 14 Aralık tarihinde Ankara’da Türk Ocakları Genel Merkezi tarafından düzenlenen Sultangaliyev’i Anma Toplantısında bir konuÅŸma yapmıştı. O konuÅŸmanın metni, Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi ve Ahıska Türkleri Federasyonu BaÅŸkanı Sayın Yunus Zeyrek tarafından yazılan ve Ankara’da 2003 tarihinde neÅŸredilen”Ali Akış. Hayatı ve Faaliyeti” adlı kitapta yer almıştır.

Genç kuÅŸaklar, milli gururumuzun kaynağı olan Sultangaliyev’i araÅŸtırmalıdırlar.

Sonuç olarak, Sultangaliyev’i ideolog olarak araÅŸtırırken, onu baÅŸka ideologlardan ayıran noktaya ağırlık vermelidirler. O nokta ÅŸudur: BolÅŸevik İhtilalini yönetenler arasında Sultangaliyev, sınıf mücadelesi ile Milli KurtuluÅŸ hareketi arasında denge kurma yeteneÄŸini gösteren tek büyük ideologdur. Türk solcu ideologları da bu yetenekten örnek almak suretiylesomut sonuca yönelmesini öğrenmelidirler.

Türkiye’deki araÅŸtırmacılar, iki büyük Türk olan Atatürk ile Sultangaliyev arasında benzerlikleri tespit etmelidirler diye inanıyorum.

En iyi dileklerimle yazar

Ali Akış

27 Aralık 2006

Gazeteci Yazar, Dünya Tatarlar Birliği Fahri Başkanı ve Avrasya Birliği Taraftarı

Etiketler: