14 Haziran 2008 için Arşiv

Yıl, 1920: Ankara!.. Gazi’nin Türkiye Komünist Fırkası, henüz kurulmuÅŸ; bu ‘fırka’, Moskova yandaÅŸlarına yıllarca ters gelen - oysa olayların ve tarihin sonradan doÄŸruladığı- bir ‘tespit’e dayandırılmış: Sovyetler’deki BolÅŸeviklik baÅŸkadır; Türkiye’deki komunistlik baÅŸka; ilki Rusya’ya mahsus, oradaki çeliÅŸki, (Batılı:liberal/kapitalist

) zalimlerle (DoÄŸulu:sömürge, yarı ya da gizli sömürge) mazlumlar arasındadır! XX. yy’ın, tahminler hilafina- bir sosyalist dünya devrimi yüzyılı deÄŸil; üst üste ulusal kurtuluÅŸ savaÅŸları yüzyılı olması; Sultan Galiyef’i olduÄŸu kadar, bunu öngörmüş olan Mustafa Kemal’i de haklı çıkarmamış mıdır?

Yarım yüzyıl önce -komünistler dahil- ülkemizde ne Sultan Galiyef bilinirdi, ne de onun ‘Mazlumlar Enternasyonalı ‘ teÅŸebbüsü! Kimse Anadolu İhtilali’nin tezleriyle, Galiyef’in tezleri arasındaki ÅŸaşırtıcı benzerliÄŸe dikkat etmemiÅŸti; ‘Kadro’ dergisinin ve ‘Kadro’culugun’ düpedüz Galiyef’çi bir platforma oturduÄŸu farkedilmemiÅŸ ; Gazi’nin Sovyetler karşısındaki tavrının, tam da Moskova’nın Galiyef’i temizlemeÄŸe kalkıştığı yıllara denk geldiÄŸi hesaba katılmamıştı: Mustafa Kemal, Moskova’nın ‘Mazlum Milletler’e verdiÄŸi sözü tutamadığından ‘ÅŸikayetçi olmuÅŸtur: aslında bu ÅŸikayet, Galiyef’in ÅŸikayetidir.

‘SoÄŸuk SavaÅŸ’ Türkiye’si ‘Batı’ya teslim olmuÅŸtu: Bandung Konferansı’nda ‘Sistem’den yana çıkar; Cezayir KurtuluÅŸ Savaşı’nda ’sömürgeci’ Fransa’nin yanındadır; Kore’de ABD için kan döker; ümidi, ‘küçük Amerika’ olabilmek!.. Gerçekte ‘aslını’ yani Anadolu İhtilali ve İnkilabı’nın evrensel ilkelerini inkar ediyordu, bu vahim inkar, onu elbette ‘küçük Amerika’ yapamayacaktır: Avrupa ‘kapısının’ onca ta’vize raÄŸmen suratına çarpılmasını da önleyemez! Kimbilir, saÄŸdan olsun, soldan olsun, bir hayli türk aydının’Avrasya Gerçegi’ne ciddi ciddi eÄŸilmeye baÅŸlaması, belki de bu yüzdendir.

‘Ulusal’ dergisinin, ‘Avrasya’ sayısı, bence buna güzel bir kanıt.

‘Çıkar yol’ ‘ulusal toplumculuk’ mudur?

Evet, Türkçüler nihayet ’solda’ olmaları gerektiÄŸini anlayabiliyorlar (zaten ‘babaları’ oradaydı;) ama ‘Solun neresinde’? Bu ciddi ve önemli soruyu gündeme getiren, yurdun ve bölgenin koÅŸullarına uygun bir sentez araÅŸtıran ‘Ulusal’ dergisi:’Avrasya’ sayısını, Sultan Galiyef ve çevresinde odaklaÅŸmıştır.Yalnış mı yapmış, hiç sanmıyorum: bir kere,SSCB ‘hipoteÄŸi’ her türlü sosyalistliÄŸin üzerinden kalkmıştır, onun için; ikincisi ve daha önemlisi,’DoÄŸu Bloku’nun ’sistem’e entegrasyonundan sonra, yeryüzündeki temel diyalektik çeliÅŸki, Kuzey/Güney ÇeliÅŸkisi (yine Zalimler ve Mazlumlar) biçimine dönüşmüştür,onun için! Åžurası bir Gerçek ki, Sultan Galiyef’in kanrevan içindeki hayaleti, ‘mazlum’ halklar arasında dolaşıyor, en çok da Avrasya’ da!

‘Ulusal’ın Avrasya sayısını okumalısınız:’çıkar yol’un ‘ulusal solculuk’ (Toplumculuk) mu olacağını araÅŸtırıyor; ÇoÄŸu kalem, sentezin Galiyevizm/Kemalizm bileÅŸkesinde olabileceÄŸine iÅŸaret etmiÅŸ; Mehmet Gürsan Åženalp da onlardan birisi, diyor ki:

“…bu noktada yalın, net ve iÅŸlevsel yaklaşımlara sahip olan M.Kemal ve Sultan Galiyef’in deÄŸerlendirilmesi gerekir; aynı dönemde yaÅŸamış bu iki devrimci/tarihsel kiÅŸiliÄŸin fikirlerinin ‘Avrasya Projesi’nin yol göstericisi olması zorunludur. Kemalist hareket, anti/emperyalist ulusal kurtuluÅŸ mücadelelerinin ilki ve zaferle sonuçlandıralanı olup, pek çok’mazlum’ ulusun kurtuluÅŸ ideolojisi olmuÅŸ tarihi bir yaklaşımdır; Batı’nın tahammülsüzlüğünü gizlemediÄŸi bir teori/pratik bütünüdür. Sultan Galiyef ise aynı dönemde, yaÅŸadığı toplumu Rusya’daki devrim sürecine katabilmek için, Müslümanlığın,Türklüğün ve sosyalizmin müthiÅŸ sentezini yaparak, hepsinin ortak noktasını anti/sömürgecilik olarak saptamıştır…”

(’ulusal’,Güz 1997,s.72)

‘SoÄŸuk savaÅŸ’ enkazı siyaset arenası

‘Yeni DünyaDüzeni’,'özelleÅŸtirme‘ ve ‘KüreselleÅŸme’ yoluyla,’gezegeni’ ufak parsellere bölünmüş, yeni ve büyük bir sömürge’ye dönüştürmek çabası içindedir; burası belli! Sosyalistlerin ‘ulusallığı’, Türkçüler’in ise anti/emperyalist ve laik ’sosyalistliÄŸi’ yeniden keÅŸfetmiÅŸ olmaları; SoÄŸuk savaÅŸ’ın enkazı halindeki Türkiye siyaset arenasında, yeni bir imkanlar ve çözümler ufku açmıyor mu?

‘Uusal SolculuÄŸa’ ve ‘ulusal toplumculara’dikkat!

Attila İlhan
” Avrasya’da dolaÅŸan Hayalet:’Galiyef’! ” 24.12.1997 Cumhuriyet Gazetesi

Etiketler: , ,

Mustafa Suphi ile ilgili yazı ve belgeleri sürekli olarak yayınlayacağız. Gerçek ÅŸu ki, bu konuda hemen tüm belgeler 1997 yılında Türk Tarih Kurumu tarafından basılan ve Yavuz ASLAN tarafından kaleme alınan “Türkiye Komünist Fırkası’nın KuruluÅŸu ve Mustafa Suphi adlı eserde ele alınmıştır.

Konunun eksik kalan yanı, bu partinin Galiyevci çizgisinin ortay çıkarılması, BolÅŸevikler tarafından nasıl tasfiye edildiÄŸi ve Sovyetlerin dağılmasına kadar ülkemizde ve diÄŸer ülkelerde Milli Devrimci Güçler’e karşı nasıl yıkıcı tavır alındığıdır.

Mustafa Suphi bizim için son derece önemlidir.

Çünkü bu konunun üzerindeki sis perdesi aralandıkca, ulusal güçlerin onurlu sosyalist tarihi ortaya çıkacaktır.

Rus “devrimciler” in Mustafa Suphi ve Sultan Galiyev’ i gerici, milli sapma ve maceracı gösteren, Rusya’nın Türk müslüman halklarını devrimci savaÅŸta yok sayan inkarcı yaklaşımları mahkum olacaktır.

Bu tarih ortaya çıktıkca Türk sosyalistleri şabloncu, kompleksli ve ulustan kopuk gerçekleriyle yüzleşecektir.

Ya da, Türk Ulusal hareketini inkar edenler, yok sayanlar, küçümseyenler sosyalist maskeli, kozmopolitçi düşmanca tutumlarını ortaya çıkaracaktır.

Şimdilik bunları söyleyerek ilk belgeleri yayınlamaya başlayabiliriz.

28 Ocak’1921′de Mustafa Suphi ve yoldaÅŸları Trabzon’da katledildiklerinde genel olarak manzara ÅŸuydu; 1920′de, Galiyev ve arkadaÅŸları devrimin dışarı ama DoÄŸu’ya doÄŸru, özellilede Türkiye, lran, Hindistan ve Çin’e doÄŸru yayılmasını ÅŸidetle savunuyorlardı.

Bu bölgeler aynı zamanda Afganistan ile birlikte, İngilizlerin yakın ilgi alanlarını oluşturuyordu. Buna karşılık Bolşevik önderlik Avrupa devriminden umudunu kestikçe, iktidarı içerde pekiştirmeyi tercih etti. 1920 Baku kurultayında Rus temsilcilerin, Milli Komünistlerin ileri sürdüğü tezleri uygulanamaz ve zararlı olarak eleştirmeleri, bu içe dönük yaklaşımın bir sonucuydu.

Bu aynı zamanda devrim için ikinci bir merkez anlamına geliyordu ki, Bolşevikler bunu asla kabul etmediler.

Parti önderliÄŸi 1920′den itibaren desteklerini adı geçen ülkelerin Komünist güçleri yerine Türkiye’de Kemal Atatürk’ün, Iranda Rıza Åžah’ın, Çin’de Çan KayÅŸek’in ve Afganistan’da Kral Amannullah’ın “tarafsızlık” yanlısı Burjuva Milliyetçi rejimlerine verdiler.

Aynı ay ve yıllar, adı geçen ülkelerde komünist ve sovyet devrimine sempatiyle bakan milli devrimcilerin katliam ve terk ediliÅŸ yılları oldu. Fazla deÄŸil 1923′de komüntern “tarafsız” Rıza Han’ı (Rıza Åžah) “ilerici” ve “anti emperyalist” olarak selamlayacak ve övecekti.

Devrimin bu rota deÄŸiÅŸimi, trajik olarak, o ana kadar Rus proleteryasının sadık dostları olan “ezilen uluslar” ı içteki istikrarı bozacak zararlı unsurlar; milli sapmalar haline dönüştürdü. Artık sovyetlerin geleceÄŸi, ülkenin adı Sovyetlerde ne olursa olsun ancak “Rus Devrimcilerine” emanat edilebilirdi.

Mustafa Suphi ve arkadaÅŸları bunları görerek, DoÄŸu’nun Merkezinin Ankara’ya kaydırılabileceÄŸine inanarak ve Anadoludaki bütün komünistleri birleÅŸtirmiÅŸ olarak ve Milli Mücadele Kuvvetleriyle güç birliÄŸi için geri dönmeye karar verdiler.

(Sivas kongresine ilk gözlemciyi Galiyev göndermiş ve sonuna kadar silah ve para yardımında bulunulması için tüm yetkisini kullanmıştır)

İşte tam da bu sırada, Suphilerin katliamı gerçekleÅŸti. Bu olaydan tam 2 ay sonra 16 Mart 1921 ‘de Sovyet Hükümeti Ankara ile “dostluk ve kardeÅŸlik” antlaÅŸması imzalıyor, komünist partisinin resmen yasaklandığı 1922′de bile buna ciddi hiç bir tepki göstermiyordu.

İşin trajik bir baÅŸka yanı da, 1921 Mart ayı baÅŸlarında 11. Kızıl Ordu İstihbarat askeri memuru Mihayilovski ve iki arkadaşı, Kars’ta Kazım Karabekir PaÅŸa’yı ziyaretmiÅŸ ve bu görüşmenin içeriÄŸi paÅŸa tarafından 6 Mart 1921 de harbiye-i Umumiye ReiliÄŸi’ne ÅŸu ÅŸekilde iletilmiÅŸtir;

“Mustafa Suphi ve refiklerinin avanturist (maceracı) olduklarını, Türkiye’de hiç bir ehemiyetlerinin bulunmadığını yeni anlamışlar, müteesir olmuÅŸlar.Kendi aralarında dahi butip avanturistlere aldandıkları oluyormuÅŸ.”

Şüpesiz ki bu sovyetlerin İngilizlerle ( karşılıklı çıkarlara saygı!) çerçevesinde yaptığı ticaret anlaşması ardından, Ulusal Devrimcileri tasfiye hareketinden başka bir şey değildi.

Olayı şiddetle protesto eden tek insan Sultan Galiyev olmuştu

(Bizim Yurdumuz dergisinden alıntılanmıştır)

Etiketler: , , , , ,